Ortadoğu, tarihsel olarak karmaşık ve çok katmanlı çatışmalara sahne olan bir coğrafya. Bugün de İran ile İsrail arasındaki gerilim, bölgenin en sıcak gündem maddelerinden birini oluşturuyor. Bu gerilim, doğrudan askeri çatışmaların yanı sıra, İran’ın bölgedeki vekil güçleri üzerinden de kendini gösteriyor. Peki, Irak ve Suriye’deki İran destekli vekiller, mevcut İran-İsrail gerilimine ne ölçüde dahil olurlar veya oldular mı?
Irak Cephesi: Haşdi Şabi’nin Dengeleri
Irak’taki İran destekli milis güçler, özellikle Haşdi Şabi çatısı altında toplanan gruplar (Bedir Örgütü, Asaib Ehli Hak, Ketaib Hizbullah gibi), İsrail’e karşı sert bir duruş sergiliyorlar. Filistin davasına verdikleri destek ve ABD ile İsrail’i bölgedeki “işgalci güçler” olarak görmeleri, teorik olarak onları olası bir çatışmanın içine çekebilir.
Ancak, Irak’taki mevcut durum, bu grupların hareket alanını belirliyor. Irak hükümeti, ülkenin bölgesel çatışmalara doğrudan çekilmesine karşı temkinli bir duruş sergiliyor. Irak’ın kendi iç istikrarsızlıkları, siyasi çekişmeler ve ekonomik sorunlar, hükümeti dış müdahaleler konusunda daha dikkatli olmaya itiyor. Haşdi Şabi’nin bir kısmı Irak güvenlik güçlerinin resmi bir parçası olsa da, tamamen bağımsız dış politika kararları almaları her zaman mümkün olmuyor.
Mevcut İran-İsrail geriliminde, Irak’taki vekil grupların doğrudan İsrail’e yönelik geniş çaplı bir saldırı başlatmadığı görülüyor. Daha ziyade, bölgedeki ABD üslerine yönelik ara sıra düzenlenen saldırılar veya sözlü tehditler aracılığıyla bir baskı unsuru oluşturdukları söylenebilir. Bu, İran’ın doğrudan kendi topraklarından İsrail’e saldırması durumunda bir “destek cephesi” oluşturma veya dikkat dağıtma amacı taşıyabilir. Ancak, Irak’ın kendi egemenlik kaygıları ve bölgesel yansımaları, bu grupların İsrail’e karşı topyekûn bir savaşa girmesini şimdilik sınırlayan faktörler arasında yer alıyor.
Suriye Cephesi: Doğrudan Temas ve Hizbullah Faktörü
Suriye, İran ve İsrail arasındaki gölge savaşın en sıcak cephesi olmaya devam ediyor. İran’ın Suriye’deki askeri varlığı ve desteklediği vekil gruplar, özellikle Lübnan Hizbullahı, İsrail için birincil güvenlik tehdidi olarak algılanıyor. İsrail’in Suriye topraklarındaki İran ve vekil hedeflerine yönelik düzenli hava saldırıları da bu gerilimin somut bir göstergesi.
Lübnan Hizbullahı, Suriye’deki en önemli vekil güç ve İsrail ile geçmişte doğrudan savaş deneyimi olan tek grup. Hamas’ın İsrail’e yönelik 7 Ekim saldırıları sonrası başlayan ve Lübnan sınırında Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar, mevcut gerilimin en belirgin yansımasıdır. Hizbullah, Gazze’deki Filistinlilere destek olmak amacıyla İsrail’in kuzeyine düzenli olarak füze ve roket saldırıları düzenleyerek İsrail’i iki cephede meşgul etmeye çalışıyor. Bu, İran’ın genel “direniş ekseni” stratejisinin bir parçasıdır ve Hizbullah bu eksenin en kilit unsuru konumundadır.
Hizbullah’ın yanı sıra, Suriye’de konuşlanmış olan Fatımiyyun Tugayı (Afganistanlı Şiiler), Zeynebiyyun Tugayı (Pakistanlı Şiiler) ve çeşitli Iraklı Şii milisler de İran’ın emrinde hareket ediyorlar. Bu gruplar, coğrafi olarak İsrail’e daha yakın olmaları ve Suriye rejiminin İsrail karşıtı duruşu nedeniyle, olası bir geniş çaplı İran-İsrail çatışmasında daha doğrudan rol oynama potansiyeline sahipler. Mevcut durumda, Hizbullah’ın liderliğinde ve İran’ın yönlendirmesiyle İsrail’in kuzey sınırındaki angajmanları sürdürüyorlar.
İran’ın Stratejik Hesabı: Vekiller Üzerinden Baskı
İran’ın genel stratejisi, doğrudan bir ABD veya İsrail saldırısından kaçınırken, vekil güçleri aracılığıyla düşmanlarına karşı baskı oluşturmaktır. Bu “vekâlet savaşı” modeli, Tahran’a hem inkar edilebilir bir alan sunar hem de bölgesel güç dengesinde önemli bir rol oynama imkanı verir. İran, vekilleri üzerinden İsrail’i birden fazla cephede meşgul etmeyi, kaynaklarını dağıtmayı ve iç baskı yaratmayı hedefliyor.
Mevcut İran-İsrail geriliminde, vekil grupların İsrail’e yönelik eylemleri, İran’ın doğrudan kendi topraklarından İsrail’e saldırması gibi büyük bir risk almaktan kaçınarak, “kontrol edilebilir tırmanma” prensibiyle ilerliyor. Bu, hem İran’ın hem de vekillerinin kapasitelerini göz önünde bulundurarak, topyekûn bir savaşa girmeden maksimum etki yaratma çabası olarak yorumlanabilir.
Kontrollü Gerilim ve Potansiyel Patlama:
Şu anki İran-İsrail geriliminde, Irak ve Suriye’deki İran vekilleri aktif bir rol oynamaktadır, ancak bu rolün boyutu ve şekli farklılık göstermektedir. Suriye’deki Hizbullah ve diğer milisler, İsrail’in kuzey sınırında doğrudan angajman halindeyken, Irak’taki grupların etkisi daha çok ABD varlığına karşı tehditler ve sınırlı saldırılarla sınırlı kalmaktadır.
Bu durum, Ortadoğu’nun kırılgan yapısını ve herhangi bir anda topyekûn bir çatışmaya dönüşebilecek potansiyelini gözler önüne sermektedir. İran’ın vekil stratejisi, bölgedeki istikrarsızlığın ana sürükleyicilerinden biri olmaya devam edecek gibi görünüyor. Gelecekteki gelişmeler, İran’ın stratejik hesapları, İsrail’in tepkileri ve uluslararası müdahalelerin seyri ile şekillenecektir. Ancak şurası açık ki, Irak ve Suriye’deki İran vekilleri, bu tehlikeli oyunun vazgeçilmez piyonları olmaya devam edeceklerdir.